Akalazya Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi

Akalazya kelime olarak gevşeme güçlüğü anlamına gelmektedir ve yemek borusunun alt ucunda, mide ile birleştiği kısımda bulunan kapakçığın yutma sırasında gevşeyememesi nedeniyle hastalığa bu ad verilmiştir (Bkz. Sindirim sistemi anatomisi).

İlk akalazya vakası 1674 yılında Sir Thomas Willis tarafından yayınlanmış ve hasta balina kemiği kullanılarak yapılan dilatasyonla tedavi edilmiştir.

Seyrek görülmesine rağmen hemen her gastroenterolog veya cerrahın yılda 2 ila 5 arasında değişebilen sayıda akalazya hastası gördüğü söylenebilir.

Sıklık ve Etyopatogenez

Erkek ve kadınlarda akalazya aynı sıklıkta ve daha çok 30-60 yaş aralığında görülür. İnsidensi 0.5-1/100.000, prevalansı ise 7-10/100.000 civarındadır. (İnsidens yeni ortaya çıkan vakaların, prevalans ise mevcut tüm vakaların sayısını gösterir.).

Temel lezyon yemek borusunun nöronlarındaki (nöron = sinir hücresi) dejenerasyon ve buna bağlı olarak özofagus cisminde ve alt özofagus sfinkterinde (AÖS) inervasyon kaybıdır. Bunun sonucunda yemek borusunda peristaltik aktivite kaybolur (aperistaltizm).

AÖS istirahat basıncı artar ve yutma sırasında sfinkterin gevşemesi zorlaşır. İmmunhistokimyasal çalışmalar akalazyalı hastalarda, normalde AÖS gevşemesini sağlayan vasoaktif intestinal peptit (VİP) ve nitrik oksit (NO) gibi maddelerin aracı olarak rol oynadığı inhibitör nöron aktivitesinde azalma olduğunu göstermiştir.

Akalazyada myenterik nöron kaybı veya hasarına yol açan neden kesin olarak bilinmemekle birlikte bu hastaların serumlarında nöronlara karşı oluşmuş antimyenterik antikorların ( hasta gurubunda %30-90, normal insanlarda %0-43) ve nöronlarda iltihabi hücre infiltrasyonunun (hasta gurubunda %90, normal insanlarda % 0) varlığı, bu hastalarda bazı doku guruplarının daha sık görülmesi (HLA DQw1) (>%80) hastalığın etyopatogenezinde otoimmünitenin rolünü ön plana çıkarmaktadır.

Akalazyada Klinik Bulgu

Yutma güçlüğü ani başlayabileceği gibi genellikle kronik ve tekrarlayıcı özellik gösterir ve hastalığın ilerleyen dönemlerinde devamlı bir hal alır.

Bazı hastalar sırta vurma ve ıkınma gibi yutmayı kolaylaştırıcı manevralar geliştirebilirler. Alınan gıdaların ağza geri gelmesi (regürjitasyon) vakaların ¾ ünde görülür.

Ağız kokusu bulunabilir. Hastalar iştahları iyi olduğu halde yemek yemekten çekinir hale gelirler ve bu durum kilo kaybına sebep olur. Kısmi kilo kaybı akalazyalı hastaların yaklaşık %60 ında görülen bir bulgudur.

Hastaların hemen yarısında göğüs kemiği arkasında aralıklı ağrı ve daha az bir kısmında da yanma ve ekşime hissi bulunur.

Comments are closed